22 Ağustos 2016 Pazartesi

Doğa Günlüğüm #7

Bu güne kadar tam 50 çiçek ve bitkinin fotoğrafını paylaşmışım #dogagunlugum de. Resmini çektiğim ama henüz bilglerini tamamlamadığım ise onlarca... Hepsine yetişmek mümkün değil ama yavaş yavaş keşfedeceğiz bu engin alemi. İşte son fotoğraflar...


Acı sivri biber🌱 Çiçeği burnunda biberler. Neredeyse tüm sebze ve meyvelerde önce çiçek açıyor, sonra o çiçek ürüne dönüşüyor ya, bu süreç beni çok şaşırtıyor. 🌱  Latince adı: Capsicum (bu tüm biberlerin ortak adı, bir sürü alt türü var)🌱 ingilizce adı: pepper🌱🌱
Acı biberi ne kadar acı yersiniz? Biraz önce araştırma yaparken biberlerin acılık değerinin bir yöntemle ölçülüp birimleştirildiğini öğrendim. Şöyle diyor: 
Scoville, biberlerin acılık birimidir. Scoville ölçüm sistemi, 1912 yılında Wilbur Scoville isimli farmakolog tarafından geliştirilmiştir. Test, bir miktar biber ekstresinin tadı denekler tarafından hissedilmeyecek hale gelene kadar şekerli su ile seyreltilmesi ve acının hissedilmediği anda şekerli su ile biberin oranlarının ölçülmesiyle yapılır.

Acı tat, kapsaisin adlı maddenin kemoreseptör sinir uçlarını (nöron uçlarındaki dentritler) uyarması sonucu hissedilir. Acı, deride de hissedilmekle beraber goblet hücrelerinin yoğun olduğu ve mukus zarıyla kaplı dokularda daha iyi hissedilir. Kapsaisin içeren meyveler acı biber olarak ifade edilir ve Scoville ölçümü de kapsaisin oranının hesaplanması esasına dayanır.

İşin ilginç yanı bazı biber türlerinin acılık derecesindeki fark. Benim asla ağzıma süremediğim jalepone 2500-8000, yeşil acı biber 600-800 acılık değerine sahipmiş. Dünyanın en acı biberi ise 1.500.000. Durun daha bitmedi. ABD yasalarına uyan biber gazı ise 2.000.000-5.300.000 acılık değerine sahipmiş. Şok oldum !!!!
#acıbiber #yeşilbiber #doğa #doğagünlüğüm #pepper #nature #yenilebilirbitkiler #plant #vegetable #sebze #yeşil #green #çiçek


Kadife çiçeği 🌱 Yine çocukluğumda sıkça gördüğüm bir çiçekti kadife çiçeği. Geçenlerde fotoğrafını çekip de anneme sorduğumda annem de hatırlayamadı adını benim gibi. Biraz önce ise galeriye koymak için baktığımda adı zihnimin derinliklerinden su yüzüne çıktı. Hemen google'a sordum ve bingo! 🌱🌱
Latince adı: tagetes 🌱 ingilizce adı: merigold.🌱🌱 Bu bitkinin çiçeklerinin biraz daha değişik olduğu birçok türü var ama yapraklar hep aynı.🌱🌱Vikipedi bilgisi: Kadife çiçeği  her yerde kolayca yetişir, güneşli, ya da yarı gölge yerleri ve  nemli  toprakları sever. Sıcak iklim bitkisi olduğu için soğuktan etkilenir
Toplu halde dikildiğinde çok güzel görünür.  Saksı çiçeği olarak da yetişmektedir. Açık sarı ile turuncu arasında yalınkat ve katmerli çiçekler açarlar. Keskin kokusundan dolayı, bahçelere sebzeleri zararlılardan korumak içinde dikilmektedir.
Kadife çiçeği fazla bakım istemeyen yetiştirilmesi  kolay bir çiçektir. Tohumdan üretilir.

#kadifeçiçeği #çiçek #flower #doğa #doğagünlüğüm #nature #merigold #plant


Çin ortancası 🌱 Asıl kökeni Himayalar olan ve uzak doğuda yaygın görülen bu ortancaya çin ortancası deniliyor. Ortada tohum şeklindeki kısımlar hiç açmıyor, sadece kenarlarda simetrik bir patternde çiçekleri bulunuyor.🌱 latince adı: hydrangea aspera 🌱 ingilizce adı: chinese hydrangea. 🌱🌱 bakımı ve diğer tüm özellikleri, diğer ortanca türleriyle aynıdır.
#plant #flower #ortanca #hydrangea #chinesehydrangea #doğa #nature #çiçek #flower #çinortancası #doğagünlüğüm


#aslaöldüremeyeceğiniz10bitki nin beşincisi orkide. Evet birçok kişinin orkide bakımına dair sıkıntısı var ama eğer onu gerçekten ihmal ederseniz bakımı süper kolaydır. İki haftada bir su vermeniz yeterli ve doğrudan güneş alan bir yere değil de yarı gölge bir yere konulmalı. Ayrıca buz küpleri yöntemiyle de sulanabilir. Haftada bir 1-2 adet buz küpünü yaprakların dibine toprağın üzerine koyun tamam. Doğru şekilde bakıldığında 8-10 hafta boyunca açık kalan çiçekleri ile eve her daim ışıltısını katacaktır. #plant #flower #potflowers #orchids #orkide #pembeçiçek #evdekiçek #salonçiçeği #doğa #doğagünlüğüm #içerdekidoğa


Cam güzeli.🌱 Hatırladığım en eski evimizin penceresinde vardı cam güzeli. O zamanlar 5-6 yaşlarındaydım ve adı cam güzeli olduğu için hep camda durması gerektiğini sanırdım...🌱 ingilizce adı: busy lizzy, sultana, impatiens. 🌱 latince adı: Impatiens walleriana

Kenya kökenli, soğuğu sevmeyen, bol su isteyen bol çiçekli bir bitkidir. #doğagünlüğüm #doğa #salonçiçeği #pembeçiçek #camgüzeli #busylizzy #nature #flower #pinkflower #summerflowers #yazçiçeği


Latince adı hylotelephium spectabile olan bu çiçeğin yaygın bir Türkçe adı yok. Bazı kaynaklar ingilizce adlarının çevirisini yapmış, bir yerde de derman çiçeği dendiğini okudum. Çünkü yaprakları her türlü yaraya iyi geliyormuş. Boyları 50-60 cm kadar olabiliyor, kocaman top gibi çiçeklerini arılar çok seviyor. Her yerde kolayca büyüyen bu bitki taş aralarından bile çıkabiliyor.🌱 İngilizce adları: showy stonecrop, butterfly stonecrop, ice plant 
#yazçiçeği #summerflowers #pinkflower #flower #nature #doğa #doğagünlüğüm #dermançiçeği #hylotelephium


Siyah domates🌱 Domates türlerinin karıştırılması ile elde edilmiş ancak genetiğiyle oynanmamış olan bu yeni domates türünün daha güzel kokulu ve lezzetli olduğu, ayrıca içerdiği yüksek antioksidanlar sebebiyle kansere düşman bir yiyecek olduğu söyleniyor. Ülkemizde akdenizde de yetiştirilmeye başlanmış 🌱 ingilizce adı:blue tomatoes 🌱 genel olarak domatesin latince adı: Solanum lycopersicum 
#doğa #doğagünlüğüm #domates #siyahdomates #tomatoes #bitki #plant #yenilebilirbitkiler

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Nova'ya Mektuplar: 19. Ay


Yakışıklı oğlum

Tamamını Türkiye'de geçirdiğimiz bir ayı geride bıraktık. Çok oynadın çok eğlendin bu ay. Çok da büyüdün, yeni yeni beceriler edindin...

İlk belirgin fark saçlarında oldu bence. Doğduğundan beri hiç saçın yoktu, yaşıtların kaçıncı saç traşını oldu fakat seninkiler bir türlü uzamamıştı. Hala da uzun sayılmaz ama keltoş görüntüsü gitti artık. Ve sanırım saçların baban gibi kıvırcık olacak. Teyzen diyor ki bir dahaki gelişinde bonus kafayla gelecek bu. Bakalım öyle olacak mı :)

Türkiye'de olmamızdan ötürü etrafındaki kalabalıktan çok şey öğrendin. Kelimelerin arttı (teyze, anane, daha yeni kelimelerin), bizi tekrar edişlerinde de gelişme var ama hala dilin çözüldü diyemeyeceğim. Acelesi yok bakalım bekliyoruz, zaten evde hiç susmayan bir ablan varken ikinizi birden düşünemiyorum.

Bu ay tam bir sokak delisi oldun diyebilirim. Gezmeye gitmenin senin dilindeki adı maaa. Ayakkabılarını alıp maa diyorsun. Hatta birkaç kere kapıyı açmış şekilde kapıda yakaladık seni artık kilitsiz bırakmıyoruz.

İhtiyaçların giderildiğinde çok uyumlu sakin bir çocuksun. Özgür bir alana sahipsen kendi kendine dolaşıp oynarsın. Nitekim Tekirdağ'dayken de bahçede gönlünce oynadın. Suları döktün, çiçekleri suladın, topraklarla taşlarla oynadın, karıncaları yakaladın, yorulunca da boylu boyunca yerlere yattın. Hiç problem değil benim için ams görenler biraz evham yaptı tabi :) Doğayı gerçekten çok seviyorsun.

Bir de salıncakları. İstanbul'daki parklarda sıra bekleyen olunca salıncağı bırakmak çok zor senin için. Bekleyen yoksa saatlerce sallanabilirsin. Salıncağı da hızlı seviyorsun. Elinle yaptığın beni uçarcasına salla manasındaki işareti artık herkes öğrendi.

Bu ay ilk defa benden başka birine aşk derecesinde bağlandın. Teyzenin kızı Eda (17)  ile çok güzel oynadınız ama nedense  onu kimseyle paylaşamıyorsun. Başkaları Eda'yı öperse sarılırsa falan kıskanıyorsun. Hep sen sarılacakmışsın.

Geçen yaz 4,5 aylıkken denizle tanışmıştın ancak pek hatırlamıyorsun muhtemelen, bu ay bilinçli olarak ilk tanışman oldu ve pek hoşlanmadın. Dalgalıydı o yüzden biraz korktun, belki yarın gideceğimiz otel tatilinde babanla yeniden denizi keşfedersin ve seversin diye düşünüyorum.

Geçen ay köpek dişlerini bitirdik sanıyordum fakat meğer bitmemiş. Son köpek dişin de bu ay çıktı ve nihayet rahatladık. Zira yine çok ama çok zorlandık. Şimdi kaldı son dört azı. Ablanda köpek dişleri ile son azılar arasındaki süre epey uzundu. Senin de öyle olur ve şu hiç açılmamış olan iştahın belki biraz açılır diye umuyorum.

Yazacak çok şey var ama hatırlamakta zorlanıyorum. Keşke her anını her tepkini her kahkahanı kaydedebilsem. Seni çok ama çok seviyorum. Nice aylara bebeğin.

Annen
İstanbul




11 Ağustos 2016 Perşembe

Türkiye Tatili Günlükleri-2

Bir mekan/düzen değişikliği yaşandığında üç aşamalı bir etkisi oluyor bende. Birincisi, "oh yeni yer, içim açıldı, gönlüm ferahladı" dönemi. İkincisi "yeter bu kadar, ben evimi & düzenimi özledim" dönemi ve son olarak da "buna da alıştık, yeni düzen kurduk, insan herşeye alışıyor" dönemi.

Gelişimizin üzerinden yaklaşık bir ay geçtiği ve eşim olmadığı için ikinci dönemin etkisini çok yoğun olarak hissettim. Evet etrafta yardımcı olacak çok kişi oluyor ama, çocuklar genelde beni tercih ettiklerinden veya diğer kişilere babaları kadar alışkın olmadıklarından, eşimin varlığının getirdiği faydanın, bu toplamdan daha fazla olduğunu yaşayıp idrak ettim. Yokluğunda eksikliğini çok hissettim, daha çok yoruldum ve ne yazık ki kendime fazla vakit ayıramadım. Genelde erken yatan çocuklarım, biraz daha geç yatmaya başladılar. Evet tatil sonuçta, geç yatsınlar farketmez ama benim tek dinlenme fırsatım, onlar uyuduktan sonra olduğu için, bu durum bana pek de iyi gelmiyor. 

Fakat son birkaç gündür üçüncü aşamadayım ve hayret ediyorum. Bu yeni düzene bile alıştık, bir şekilde idare ediyorum ve zor gelen durumlar artık zor gelmiyor. İnsanoğlu ne kadar değişken. Bazen düşünürüm; hani şu dizilerde bolca konu edilen, uygarlığın sonu gelse de, insanlar teknoloji olmadan ilkçağ şartlarında yaşasa, acaba hayatta kalabilir miyiz diye? Evet sanırım o şartlara da uyum sağlardık.

Fotoğraflar sırayla :
üst: yolda duran hurda traktörle oynarken / oğlumun öğle uykusunda kahve keyfim ve mavi çizgili çarşaflar
Orta: bahçedeki incir ağacı hergün 10-15 kg incir veriyor / çocuklar üst kattaki bahçeye bakan yan pencereyi keşfetmiş
Alt: teyzemlerin köpeği paşa bize kahvaltıya geldi / bahçedeki ağaçta çocuklar. Alçak duruyor ama gerçekte insan boyundan yüksekteler

Bir önceki yazımda tatilimizin ikinci kısmını Tekirdağ'da geçirdiğimizden bahsetmiştim. Annemin büyüdüğü eski bir köy evinde kalıyoruz. Eli yüzü düzgün bir ev ama pek de lüks sayılmaz. Çocukların bu farklılıkları tecrübe etmesini istiyordum. Gerçi ufaklık hatırlamaz belki ama kızımın belleğinde yer etsin. Su şişelerine doldurduğumuz güneşte ısınmış sularla, ağaçların altında, bahçede duş alınabileceğini, kalabalık sofralarda, bahçede ne yemek varsa kapış kapış yenileceğini, her sabah toplanan incirlerle kahvaltı edilebileceğini, hergün bahçenin süpürülüp yıkanması gerektiğini, bahçenin bir köşesinde duran kuşların suyunun dökülmeyeceğini....

Meyve ağaçlarını, sebze bahçesindeki sebzeleri, bahçeden toplanıp haşlanan mısırları, her gün suladığımız çiçekleri, günde on kere koşa koşa bakkala gitmeyi, denizde yengeç aramayı, limanda kıyıdaki kayıklara binmeyi, köy düğünündeki küçük kızların prenses kıyafetleriyle oyun havalarında dans edişlerini, her gün çekirdek yemeyi, dedenin gittiği balıktan getireceği balıkları heyecanla beklemeyi, ayıklanırken izlemeyi, denizde grup halinde şakalaşarak yüzmeyi, kuzenlerle günde yüz kez kavga edip barışmayı ama illa ki her sabah özlem gidermek için sarılıp öpmeyi...

Ben çocukluğumda aynı evde benzerlerini çok yaşayıp çok keyifli anılar biriktirdiğim için, çocuklarım da yaşasın, onların da bir "köy"ü olsun istiyordum hep. Sanırım oldu...

Ne yazık ki bu haftasonu köy hayatını sonlandırıp tatilin üçüncü aşamasına geçeceğiz. Kızımın buradan ayrılması pek kolay olmayacak ama kim bilir belki başka yaz tatillerinde yine geliriz? 


9 Ağustos 2016 Salı

Doğa Günlüğüm #6

#aslaöldüremeyeceğiniz10bitki nin üçüncüsü bambu. Suyun içine koyun ve bırakın. Üstelik fazla ışığa da ihtiyaç duymuyormuş. Sadece arada sırada temiz su ile değiştirmeyi unutmayın diyorlar. #bamboo #homeplants #plants #green #evçiçekleri #salonbitkisi #bambu #içerdekidoğa

Afrika Menekşesi🌱 Çok yaygın olan bu menekşenin Afrika kökenli olduğunu bilmiyordum. Siz biliyor muydunuz? 🌱 ingilizce adı: african violet 🌱 latince adı: saintpaulia lonantha🌱🌱 vikipedi bilgisi: Anavatanı Tanzanya olan bu bitkinin mor, pembe ve beyazın her tonunda çiçekleri bulunmaktadır.

Bitki yıl boyunca çiçekli olarak kalabilir. Çiçeklenme esnasında yılda bir veya daha fazla olarak, yeniden çiçeklenme için yaklaşık bir veya iki haftalık dinlenme geçirir. Yaprakları kalp şeklinde ve sürekli olarak canlıdır. Bitki genellikle gölge veya hafif güneş ışığı alan yerleri sever. Ancak doğrudan güneş ışığı alan yerlerde ve konumda bulundurmamak veya öğlen güneşi sıcağından korumak gereklidir.

Evlerde saksı çiçeği olarak yetiştirilir. Afrika menekşesi, yaprakları saplı, kendisi sapsız, tüylü, koyu yeşil, rozet biçiminde bir bitkidir. Koyu mavi, mor ya da pembe renklerdeki çiçekleri, 15 cm. uzunluğunda, ince sapların ucunda demet halinde bulunur. Tacı bitişik taç yapraklı ve düzensizdir. #menekşe #afrikamenekşesi #violet #africanviolet #flower #nature #içerdekidoğa #potflower #doğagünlüğüm #doğa #çiçek #flower #morçiçek


#aslaöldüremeyeceğiniz10bitki nin dördüncüsü Kalanşo (kalanchoe).🌱🌱 Çok az suyla ve az ışıkla yetinebilmektedir. 🌱🌱 vikipedi bilgisi: alanşo (Kalanchoe [Kalanchöe ya da Kalanchoë olarak da yazılır]) Crassulaceae familyasından etli yapraklı bitki türü. Kalanchoe ve Bryophyllum olarak iki seksiyonda toplanırlar.

Bu sukkulentler Afrika'nın ve Asya'nın tropik bölgelerinde yer almaktadır; çoğu türlerde Madagaskar'da bulunmaktadır.. Kalanşo'ların parlak kırmızı, sarı, pembe, turuncu çiçekleri vardır. Aydınlık, güneşli ve havadar ortamı tercih ederler. Fazla suya hassastır. #flower #homeplants #plant #içerdekidoğa #doğagünlüğüm #nature #çiçek #flower #doğa #kalanşo #kalanchoe

Zakkum 🌱🌱 Çiçekleri ve gösterişli görünümleriyle göz dolduran ama zehirli olan bu bitkiyi tanımayan yoktur herhalde. 🌱🌱ingilizce adı:Nerium 🌱🌱Latince adı: Nerium oleander🌱🌱Vikipedi bilgisi: Zakkum (Nerium oleander), Apocynaceae familyasından Haziran-Eylül ayları arasında beyaz, pembe, kırmızı, sarı ve krem renklerde çiçekler açan 2-5 m yüksekliğinde zehirli bir bitki türü.

Dere yataklarında ve su kenarlarında yetişir. Susuzluğa en dayanıklı bitkilerdendir ve kışın yapraklarını dökmez. Ayrıca bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir.

Morfolojik özellikleri:
Gövdeleri dik, esmer renkli ve silindir şeklindedir. Yaprakları mızrak şeklinde, kısa saplı, karşılıklı veya üçlü dairesel durumlarda dizilmiştir. Çiçekler, yalancı şemsiye durumunda toplanmış, güzel kokulu, büyük çiçeklerin sapları tüylü ve oldukça kısadır. Bitki zehirlidir. #zakkum #çiçek #doğa #doğagünlüğüm #flower #nerium #pinkflower #plant #nature


Akşam sefası 🌱🌱 Çocukluğumun tüm dış mekan hatıralarında yer alır akşam sefası. Akşamüstü serinliğinde açıp, gündüzün diğer saatlerinde kapalı olması çok ilginç gelirdi. Şimdi araştırırken kökeninin Peru olduğunu öğrendim, o kadar uzaklardan nasıl gelmiş nasıl da yaygınlaşmış hayret. 🌱🌱 Fotoğrafta da görülen siyah tohumlardan kolayca çoğalabiliyor, bu tohumlar yaz sonuna doğru bitkinin etrafında yerde bolca olur, görürseniz toplamayı unutmayın. 🌱🌱 İngilizce adı: four o'clock 🌱 Latince adı:Mirabilis jalapa 🌱🌱🌱 vikipedi bilgisi:Amerika'nın tropik bölgelerinden dünyanın birçok yerine dağılmış olan akşamsefası çabuk gelişen ve 1 m'ye kadar boylanabilen bir bitkidir. Kısa saplı oval yaprakları, eklem yerleri şişkince bir gövdesi, beyaz, sarı, pembe ve kırmızı çiçekleri vardır.

Bazen çizgili ve benekli de olabilen çiçekleri akşamüstü açıp, sabahları kapandığı için bitkiye akşamsefası denmiştir. Kalıtım deneylerinde kullanılan köklerinin müshil ve solucan düşürücü etkisi vardır. #nature #plant #pinkflower #akşamsefası #flower #çiçek #kırçiçeği #fouroclock
# Mirabilisjalapa


Çarkıfelek meyvesi🌱🌱 Biraz önce bir arkadaşım bu çiçek resmini gönderip bilip bilmediğimi sordu, ve tabi ki ben de şak diye söyledim :)) Şaka bir yana bu çiçeği görüp de unutmam mümkün değil. Tesadüf bu ya birkaç gün önce takip ettiğim doğa hesaplarından birinde paylaşılmıştı ve benim de çok ilgimi çekmişti. 🌱🌱İngilizce adı: passion fruit 🌱🌱 latince adı: 
Passiflora edulis 🌱🌱 vikipedia bilgisi: Çarkıfelek adıyla bilinen meyveleri insanlarca tüketildiği için tropik bölgelerde ziraati yapılır. Bitki, asma sülüğü gibi helezonik tutmaçlarla tutunarak hızlı büyür. Ömrü yaklaşık 6-7 yıldır. Soğuğa dayanıklı değildir. En fazla -1 ilâ -2 derecelere kadar dayanabilmektedir.

Meyveleri kek ve pastalara katıldığı gibi meyve suyu yapımında da kullanılır. Güney Afrika'da meyveli yoğurt yapımında gözdedir. İsrail'de "sicar" adlı şarap yapılır.

Sarı ya da Mor meyveli iki ana tipi vardır. Mor meyveli çarkıfelek daha küçük ve çok tatlı olmasına karşılık, sarı meyveli çarkıfelek ondan oldukça büyük fakat daha az tatlıdır. Verimli olduğu için sarı meyvelisi daha yoğun olarak yetiştirilir.

#çarkıfelek #passionfruit #passiflora #doğagünlüğüm #bitki #çiçek #doğa #nature #fruit #meyve #yenilebilirbitkiler #çiçek #flower




4 Ağustos 2016 Perşembe

52. Ay Mektubu: İlk Kez Unuttum

Canım kızım,

Dün birden bire bu ay mektubunu unuttuğumu farkettim. Nasıl oldu hiç fikrim yok, çok şaşkınım. Bazen hatırlıyorum ama geç yazıyorum o ayrı ancak, bu sefer gerçekten ne günü farkettim ne de mektubu yazmam gerektiğini.

Neyse geç olsun güç olmasın diyelim amma şimdi de o ay neler yapmıştın pek hatırlayamıyorum. Sağolsun telefonun fotoğraf arşivi ve instagram imdadıma yetişiyor. Bu ayın son bir haftası İstanbul'da geçmiş oldu. Dolayısıyla önceki üç hafta da okulun son günleriydi.

Okula yine keyifle gidip geldin, bol bol oynadın. Kapanmadan önceki hafta öğretmeninle bir değerlendirme görüşmesi yaptım. O gün instagrama yazdığım notu buraya da alayım.


Can kızım bal kızım gül yüzlü kızım. 24 Martta başladığı ilkokul macerasının ilk yaz tatiline az kaldı, haftaya çarşamba kapanıyor okulu. Dün öğretmeniyle ilk kez detaylı görüşme yaptık. Çok duygulu bir andı, not etmeden geçemeyeceğim. Sınıfta çok rahat olduğunu, çok sevildiğini söyledi. Oldukça akıllı ve yaratıcı bir çocukmuş. Yaptığı çalışmaları örneklerle gösterdi, çok farklı dedi. Hollandaca'sının ne durumda olduğunu merak ediyordum, diğer çocuklarla hiç fark yokmuş. Bir deste kavram kartı gösterdi, bunların hepsini sorduğumda doğru biliyor dedi, çok hızlı öğreniyor ve öğrenmekten zevk alıyor. Ayrıca narin gözüküyor ama çok güçlü bir çocuk dedi. İçimde tarifsiz bir mutluluk, bir gurur. Biliyorum evlatlarımız kendimiz için değil ama emeklerinin karşılığını bulduğunu görmek çok güzelmiş. Öğretmen de bizim okuldan memnun olup olmadığımızı sordu, çok seviyor, bol bol oynuyor, onun keyif alması herşeyden önemli dedim ben de. Keyif olunca gerisi gelir... 🙏🏼#helodunya

Bundan başka bu ay yazmaya olan ilginin daha da arttığını söyleyebilirim. Kendi ismini yazıyordun zaten. Şimdi 4-5 arkadaşının ismini de bakmadan yazabiliyorsun ve çeşitli yerlerdeki yazıları baka baka yazmaya çalışıyorsun. Özellikle öğretmiyorum harfleri sadece sorduklarına cevap veriyorum ama şu harfler konusu benim de kafamı karıştırmıyor değil. Uzmanlara göre herkes kendi dilinde telaffuz etmeliymiş ama bazen Türkçe, İngilizce ve Hollandaca karışıyor tabi. Bakalım okuma yazma öğrenme sürecin nasıl ilerleyecek ben de çok merak ediyorum.

Bu ay yine bol bol gezdik, doğada bolca vakit geçirdik ve doyasıya oynadın. Son zamanlarda İstanbul için gün sayıyordun zaten, bu yüzden gelince çok mutlu oldun. Kuzeninle çok yoğun vakit geçirdin ve geçirmeye de devam ediyorsun.

İstanbul'a gelince huyun suyun biraz değişse de tatil nedeniyle çok önemsemiyorum. Ne de olsa tatil özgürlük ve dilediğince şımarmak demek :)) Fakat yine de her geçen gün nasıl büyüyüp olgunlaştığın gözümden kaçmıyor. 

Nice aylara kınalı kuzum.
Annen
İstanbul

3 Ağustos 2016 Çarşamba

Türkiye Tatili Günlükleri-1

Canım yazmak istiyor ama ne yazsam bilemiyorum. Genelde günlük yaşantımızı devam ettirirken, hayatın içimdeki tesirleri, esinlendirdikleri ile ortaya çıkıyordu yazılarım. Şimdi tatil modundayım ya, sanki her açıdan off modundayım. Oysa hayatımız yine devam ediyor ve zihnime çeşitli anılarla gönlüme zengin zuhurlar birer birer nakşolunuyor.

Tatilimizin üçüncü haftasının içindeyiz bugün. İlk geldiğimiz gün darbe olmuştu diye yazmıştım. Eve geldikten bir saat sonra. Çok üzüldük çok korktuk. O hafta neredeyse hiç evden çıkmadık. Bir tek yakındaki bakkala markete, üst sokaktaki ablama o kadar. Diğer yakada oturan babanne-dedeye bile gidemedik. Neyse ki onlar geldi.

Hollanda'da günün çoğunu dışarda geçirmeye alışkın çocuklar bunaldı tabi. Ben de ortalığın biraz yatışmasıyla aktivite arayışlarına giriştim. Eşim ilk haftanın hafta sonu döneceği için o gitmeden bir kez bizi gezdirmiş olsun diye hep beraber Büyükada'ya gittik. 50 yıldır İstanbul'da yaşayan annem hiç gitmemişti. Babam sağolsun zamanında çok gezmiş, sonra da annemi götürmemiş :( Biz piknik alanına gittik ama çoğu kişi denize gidiyordu adalara. Fakat o kadarı bile bize öyle iyi geldi ki anlatamam. Sonraki üç dört gün boyunca gözlerimi kapadığımda Ada'yı görüyordum.

O günden sonra bir hafta hergün çocukları gezdirdim. Bir gün Rahmi Koç müzesi, bir gün Eyüp Sultan ve Feshane, Adapark, Kidzania, akraba ziyaretleri, yakın parklar. Kimi zaman günde iki kez çıktık. Çoğu kişi için çocukları dışarı çıkarmak büyük iş. Hazırla, dışarda idare et, ihtiyaçlarını gider, zaptet. Ben alıştığımdan mıdır nedir hiç üşenmiyorum, çık desinler üçümüzü 10 dakikada hazır ederim :)) Nitekim yaptım da.

Çıkmak gezmek zor değil de, İstanbul çok sıcaktı. Gündüz dışarda durmak zor. Bu yüzden olsa gerek insanların çoğu için zaman kullanımk daha farklı İstanbul'da. Neredeyse herkes akşam serinliğinde uyanık kalıyor ve gündüz öğlene kadar uyuyor. E bu da tabi benim çocuklara ters. Sabah 7-8 de kalkan çocuklar erken yatıyorlar. Bu yüzden akşam gezilerim mümkün olmuyor. Gündüz de sadece öğleden sonraya kalıyor. Fakat öğleden sonraları da çok sıcak. Ben de çoğunlukla sabah serinliğinde kendi kendimize ufak geziler yaptırdım, öğleden sonraları da sıcak mıcak demedik idare etmeye çalıştık.

İkinci haftanın sonunda ise Tekirdağ'a geldik. En son kızım bebekken 4 yıl önce gelmiştim. Özlemişim. Annemler her yıl gelip boş olan ananemin evinde kalıyorlar. Çeşit çeşit çiçekler ve meyve ağaçlarıyla dolu bu kocaman bahçeli, içerden merdivenli eski ev çocukların çok hoşuna gitti. Tabi denize çok yakın olması da bonusu. Geldiğimizden beri hergün sabahtan akşama kadar bahçe ve denizdeyiz. Tabi ben Nova'nın peşinde koşmaktan pert oluyorum ama neyse.

Çocukların keyfi pek şükela ama sıcak çok fena. Tüm gece onların terlerini kontrol etmekten, yelpaze ile serinletmekten uyuyamıyorum. Deniz keyfim ise diz boyunda yüzmek ve kumda oynamaktan ibaret ama bir şikayetim yok .:))

Dün çocuklara salıncak da kurdum daha ne olsun :)


Buraya bol foto koyamıyorum ama instagramda sık sık paylaşıyorum. Dilerseniz bekleriz :))

26 Temmuz 2016 Salı

Nova'ya Mektuplar: 18. Ay


Pamuk oğlum;

Benim için yarı yaşlarınız ayrı bir önemliydi, ablanın ve senin her yarı yaşında ufak bir pasta ile kutlama yapıyordum ancak ne yazık ki 1,5 yaş kutlamanı yapamadım. Üstüne mektubunu da tam 13 günlük gecikmeyle yazıyorum :(

Temız'un 13 ünde 18. ayın dolduğunda pastalı kutlamayı iki gün sonraya erteledim ve yazını da o fotoğraflar eşliğinde yazmak için beklettim. Çünkü ayın 15'inde İstanbul'a geliyorduk ve kalabalık bir kutlama daha iyi olacaktı. Tabi ki her plan gerçek olamıyor. İstanbul'a geldikten bir saat sonra gergin saatler yaşandı ülkemizde. İleride merak edersen 15 Temmuz 2016 darbesi diye araştırırsın. Sonra da o üzüntüyle hiç birşey yapamadım.

Şimdi aradan uzun zaman geçtiği için 17-18 ay arasında neler yapmıştık hatırlamakta zorlanıyorum. İstanbul'a gelicez diye son iki hafta bol bol alışverişe gitmiştik. Sonraa havalar güzel diye yine hep dışarıdaydık. 

Bu ay en belirgin gelişme tırmanma gibi aktivitelerde oldu. O kadar gözün kara ki, şimdi İstanbul'da gören herkes şaşırıyor. 1,5 yaşında bebe bunları nasıl yapar diyorlar, yürekleri ağzına geliyor ki ben de başlarda öyle hissediyordum fakat şimdi alıştım.

İlk şokum 2mt yüksekliğindeki bahçe çitine tırmandığını görünce oldu. Ben mutfaktaydım, ablan tırmanmış sen de peşinden. Sonra ablan bana bağrıyor anneeee gel eren burda kaldı diye. Çıkman rahat da inemiyordun. Seni öyle görünce kalbim yerinden fırladı. O günden sonra defalarca tek başına o çite tırmandın, inmek için beni çağırdın. 

Evimizin ordaki salıncakların çoğu korumasız büyük salıncaklardan. Çok uzun zamandan beri zaten onlarda sallanabiliyordun. Ablanı o salıncaklarda çok uçurup seni az sallıyordum. Ama hayır sen de uuuu uçacakmışsın ve ablanla aynı seviyede sallanıyorsunuz şu an. Eğer az sallamışsam parmağını havaya işaret edip yükselmek istediğini söylüyorsun.

Bunun dışında tırmanma çubuklarına tırmanmak, onlar üzerinde takla atmaya çalışmak (hep abla özentileri), omzuma tırmanıp ters durmak gibi çeşit çeşit riskli hareketlerin var. Ben artık rahatım çünkü dengene dikkat ediyorsun ve gücünü kullanmayı seviyorsun.

Artık evdeki merdivenlerden duvara tutunarak dik şekilde inebiliyorsun (öncecen geri geri emekleyerek iniyordun zaten) ama Hollanda'da ki evlerin merdivenleri genel standartlardan epey farklı. Basamaklar daha yüksek ve dik merdivenler. Bu yüzden oldukça tehlikeli. Ablanın 2 yaş civarında evimizdeki merdivenleri tek başına indiğini hatırlıyorum. Ayrıca merdiven inip çıkabilmenin tuvalet eğitimine hazırlıklardan biri olduğunu okumuştum, bu yüzden de ayrıca merakla bekliyordum.

Uykuların biraz daha düzene girdi, iştahın hala zayıf, müziğe ilgin çok yoğun devam ediyor, kitap sevgin artıyor, dilin gelişme kaydediyor ama hala tam çözülmüş diyemem. Bazı sesleri çıkaramadığın için kelime tekrarlarında doğru yapamıyorsun. Ablanı çok seviyorsun, bize sarılmayı, muah yapıp öpmeyi çok seviyorsun. Gerçekten çok sevgi dolu bir çocuksun.

Hep böyle kal bebeğim.

Annen
İstanbul

Not: fotodaki tırmanma temsili;) şu tehlikeli tırmanışlarını bir türlü fotoğraflayamadım.

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Doğa Günlüğüm #5

Hanımeli 🌱 İlk çocukluğumun geçtiği evi hatırlatır bana. Kocaman bir hanımeliyi koklamaya ve balını yemeye doyamazdık. 🌱🌱 ingilizce adı: honeysuckles 🌱 latince adı: lonicera🌱🌱 Vikipedi bilgisi: Hanımeli, Caprifoliaceae familyasına ait, çalı ve/veya sarmaşık grubundan bir bitkidir. Yaklaşık 180 türü vardır, bunun 100 kadarı Çin'dedir. Avrupa ve Kuzey Amerika'da 20şer türü vardır. En çok bilinen türleri Lonicera periclymenum (Avrupa Hanımelisi), Lonicera japonica (Japon Hanımelisi, Beyaz Hanımeli) ve Lonicera sempervirens (Mercan Hanımelisi, Trompet Hanımelisi) dir.

Yapraklar karşılıklı, basit oval ve 1-10cm uzunlukta çoğunlukla dökülen olmakla beraber sürekli olanlarıda bulunur. Türlerin çoğu hoş kokulu, yenilebilen nektar üreten, çan şeklinde çiçeklere sahibtir. Meyvesi çok çekirdekli kırmızı, mavi ya da siyah çitlenbik şeklindedir, çoğu türde meyveleri hafif zehirli olmakla beraber birkaçı (Lonicera caerulea) yenilebilir meyvelere sahiptir. #hanımeli #lonicera #doğa #doğagünlüğüm #nature #çiçek #flower #sarmaşıkçiçekleri

********

Süsen 🌱🌱 Yaklaşık 300 kadar üyesi bulunan süsengiller ailesinin bir üyesidir. Yaygın olarak kullanılan diğer adı iris'in kökeni yunanca olup gökkuşağı anlamına geliyormuş ki gökkuşağının her renginde çiçekleri olan türleri mevcut. Neredeyse tüm türleri kuzey yarımkürede yer alıyor ve kurak yerleri seviyormuş. 🌱🌱 ingilizce adı:iris 🌱latince adı: iris #iris #çiçek #süsen #doğa #doğagünlüğüm #flower #nature #morçiçek

*******

Ortanca 🌱 Herhalde bu çiçeği tanımayan yoktur ama arşivde yer almazsa olmazdı. Bahçemdeki ortancalar bir bir açmaya başladılar. Fotoğraftakinin türü birazcık değişik, çiçeklerinin yaprakları hafif tırtıklı. 🌱 ingilizce ve latince adı: hydrangea🌱🌱 vikipedi bilgisi: Anayurdu Japonya olan ortanca (Hydrangea macrophylla), gösterişli çiçekleri nedeniyle Dünyanın birçok yerinde yaygın olarak yetiştirilen, 1-3 metre arası boylanabilen, kışın yapraklarını döken, çalı gövdeli bir süs bitkisidir. 🌱🌱 Türkçe vikipedide belirtilmemiş ama ingilizce versiyonunda çiçeklerin renklerinin, beslendiği suyun cinsinden etkilendiği belirtilmiş. Ortancaların yaygın görülen renkleri mavi, açık pembe, pembe, mor ve koyu mordur. Dökülen sıvının asit oranı fazla ise ( ph<7) çiçeklerin rengi mavi, baz oranı fazla ise (ph>7) pembe olurmuş 🌱 #hydrangea #ortanca #çiçek #doğa #nature #doğagünlüğüm #pembeçiçek

*******

Bu güne kadar genelde dışardaki bitkileri paylaştım ama bu iç mekanlarda bitkiyi sevmediğim anlamına gelmesin. Evde saksıda çiçek yetiştirmeye bayılıyorum. İç mekan bitkilerine dair edindiğim bilgilere, hoş fikirlere de #içerdekidoğa etiketiyle yer vereceğim. Pinterestte gezerken, genelde evindeki çiçeklerin kuruduğundan şikayetçi olanlar için tavsiye edilen #aslaöldüremeyeceğiniz10bitki yazısına denk geldim. İlki #succulent olsun. Neredeyse hiç su istemeyen bu bitkiye (ayda 1-2 kez yeterli), ışık alan (ama doğrudan alması şart değil aydınlık bir yer olması yeterli) bir yere koyup, evinize getirdiği güzelliğin keyfini çıkarın🌱🌱 #doğa #doğagünlüğüm #evçiçeği #çiçekbakımı

*******

Bektaşi üzümü 🌱 Bir arkadaşımız (@arzusoycaner )bu fotoğrafı göndermişti nedir diye? Gerçekten ben de bilmiyordum ama aklıma soru işareti koyduğumda bir şekilde cevabı karşıma çıkıyor. Biraz önce birdenbire başka bir yerde gördüm ve öğrendim. #dg_sizdengelenler 🌱🌱 ingilizce adı: gooseberry 🌱 latince adı: ribes uva-crispa 🌱🌱 faydaları: Bektaşi üzümünün faydalarıBektaşi üzümü yazlık ve çiftlik evlerin bahçelerinde yaygın olarak yetişen bir meyve türüdür.Sağlık
Önemli bir bakım istemeyen ve bol mahsul veren bitkidir. Meyvelerinden reçel, komposto ve jöle yapılır. Ama en önemlisi, bektaşi üzümü çok sayıda faydalı özelliklere sahiptir.

Bektaşi üzümünün suyu yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Meyveleri C, A, E ve B grubu vitaminler ile zengindir. Aynı zamanda potasyum, fosfor, manganez, bakır ve demir kaynağıdır. Bektaş üzümü hipotansif , kılcal güçlendirici ve anti-sklerotik birleşimine sahiptir. Buna göre de hipertoni (yüksek tansiyon) ve başka kalp damar hastalıklarının tedavisinde iyi bir araçtır. Bektaşi üzümünün olgun meyveleri şişliği önleyen serotonin maddesini içerir.

Meyvelerin benzersiz bileşimi kanın iyileşmesinde eşi bulunmaz bir vasıtadır, o kanın kolesterol, toksin ve ağır metallerden temizlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda hemoglobin, bakır ve B9 vitamininin üretimine de yardımcı olur. Bektaşi üzümü karaciğer ve böbrek aktivitesini iyileştirerek kanın sağlığını destekliyor.

Ayrıca, bektaşi üzümünün meyveleri hafif müshil , idrar söktürücü ve safra kesesini temizleme özelliğine sahiptir. Meyveleri iltihabı kaldırır ve bağışıklığı güçlendirir. Bektaşi üzümü kadın sağlığına da faydalıdır, taze meyveleri veya demlenmesi adet düzensizliğini ve  uzamış menopozal kanamayı normalleştirir.

Bektaşi üzümünün yaprakları da birçok tedavi edici özelliğe sahiptir. Yapraklarından hazırlanmış demleme mide, bağırsak, iltihaplı romatizma, damla ve osteokondroz  gibi hastalıklarda  içilir. Yaprakları güçlü idrar sökücü etkiye sahip olduğu için dikkatli kullanılmalıdır. #bektaşiüzümü #gooseberry #yenilebilir #doğa #doğagünlüğüm #nature #plants #fruit

*******

#aslaöldüremeyeceğiniz10bitki nin ikincisi #anthurium (türkçede antoryum olarak geçiyormuş). Toprak kurudukça ( ortalama haftada bir) sulamak yetiyormuş ve doğrudan ışık alması gerekmiyor. #içerdekidoğa #doğa #doğagünlüğüm #çiçek #salonçiçeği #evçiçeği #nature #plant #homeplants #flower #içerdekidoğa

******

Frenk üzümü 🌱 kırmızı, sarı, pembe gibi renkleri mevcuttur . (Kırmızısının) ingilizce adı: red currants 🌱 latince adı: ribes.🌱🌱🌱 vikipedia bilgisi: Kırmızı Frenk Üzümü (Ribes rubrum) Ribes cinsinin bir türüdür. Batı Avrupa (Belçika, Fransa, Almanya, Hollanda, Kuzey İtalya Kuzey İspanya ve Portekiz'de doğal olarak yetişmektedir.Frenk üzümü türleri içerisinde en bilinen ve en akılda tutulan türlerinden biridir. Yaprak döken bir çalı türü olup normalde 1,1,5 metre kadar boylanabilmektedir,nadiren boyu 2 metreye varabilmektedir. 5 loblu yaprakları, spiral şekide gövdesinde toplanır. Çiçekleri sarı-yeşildir, 4–8 cmlik çiçek salkımları ,olgunlaşınca şeffaf kırmızı yenilebilir 8–12 mm çapında üzümlere döner. Her üzüm salkımında 3-10 arası meyve olur. Yazın ortasından sonuna kadar her bir çalıdan 3-4 kilo arası meyve alınabilir. #doğagünlüğüm #yenilebilirbitkiler #doğa #nature #berry #redcurrants #frenküzümü #meyve #fruit




20 Temmuz 2016 Çarşamba

Yurt Dışında Yaşamanın Hiç Zorluğu Yok mu?

Yurt Dışında Yaşamanın Hiç Zorluğu Yok mu?
Bir önceki yazımda böyle bir soru sorulmuştu yorumlarda. Orada kısaca yanıtladım ama bu konuyu biraz derin ele almak  istiyorum.

Toplam 6 yıldır ülkemizden uzaktayız. Ayrıca bizim gibi expat arkadaşlarımızla da bol bol dertleşiyoruz. Elbette yurt dışında yaşamanın birçok zorluğu var. Gerek tecrübelerimizden gerekse gördüklerimizden yola çıkarak, bu zorlukları ele alırken iki kısma ayırmak gerekir. Bireysel zorluklar ve göçtüğün ülke/toplum kaynaklı zorluklar.

Diyelim yurt dışında yaşamayı düşünüyorsunuz ve her kafadan bir ses çıkıyor. Başa çıkmanız gereken meselelerin bu iki kategoriden hangisine ait olduğunu net bir şekilde ayırabilirseniz, olaylar daha berrak hale gelecektir.

Bireysel zorluklar olarak, dili bilip bilmediğiniz, yeniliklere açık olup olmadığınız, geride bırakılanlara duyulan özleme ne kadar esir olduğunuz, yalnızlıkla aranızın nasıl olduğu, eski alışkanlıkları terkedip terkedememe durumu, okullara adaptasyon.... gibi sebebi ve kontrolü sadece sizin elinizde olan zorluklar sayılabilir.

Dış kaynaklı zorluklar ise, yasal izinlerin çıkarılma süreci, varsa toplumdaki ırkçılık, devletin expatlara sağladığı sosyal güvenlik hizmetleri, ev ve iş bulma süreçlerindeki zorluklar gibi özetlenebilir. Bu konularda ise siz yapmanız gerekeni yapsanız bile, işlemlerin sonuçlanması zaman alabilir veya olumlu sonuçlanmayabilir. Bu gruptaki zorluklarda olay yüzde yüz kontrolünüzde değildir.

Fakat özellikle gelişmiş ülkelerde, dış kaynaklı zorluklar dediğim meselelerin bir yolu yordamı vardır. Adalet herkes için aynı şekilde geçerlidir ve gerekli şartları sağlayıp gereğini yaptığınızda eninde sonunda zorluklar aşılır, olumlu sonuçlara ulaşılır.

Bu durumda geriye bireysel zorluklar kalıyor ki, bu pek tabi ki kişiden kişiye değişir, üstelik kişi isterse, zorlandığı konunun üzerine giderse, tatmin edici sonuçlara ulaşır.

Sonuçta yurt dışında yaşamanın ne kadar zor olabileceğini kişi, kendisi ve ailesi için muhtemel durumları önceden saptayarak anlayabilir. Sonra da sırayla ele alıp üstesinden gelirse, minimum zorluk yaşayarak süreci atlatabilir.

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Çocuk Sever Toplumlar

Geçtiğimiz cuma günü İstanbul'a geldik. Geldikten hemen sonra gelişen gündem olaylarına burada değinmek istemiyorum. Twitter'da bolca yazdım, blogum masum kalsın arzusundayım...

Bu yazıyı bir süredir düşünüyordum ve İstanbul'a gelip de çocuklarım açısından yaşam farklarını daha ciddi hissedince maddelemek istedim. Tabi bu kıyaslama, yaşadığımız yer Amsterdam ile, İstanbul'da merkezi olan dolayısıyla çok fazla yeşilin ve oyun alanının olmadığı bir semt arasında olacak. Tabi bir çok açıdan  genele yaymak mümkün.

-Hollanda'da çocuklar toplumda çok öncelikli bir konumdadır ve gerçekten saygı görürler. Diyelim ki herhangi bir yere gittiniz ve çocuğunuz yanında. Kişi sizi selamladıktan sonra çocuğun boyuna iner ve onu da selamlayıp el sıkışır. Asla görmezden gelmez, laf şakaları yapmaz ve küçümsemez. Okulda öğretmenler her sabah çocuğun elini sıkar, günaydın der, nasıl olduğunu sorar, iltifat eder. Vedalaşırken de aynı şekilde. Sokaktaki insanlar, market çalışanları, çocuk için olsun olmasın gittiğimiz doktorlar, cafelerdeki çalışanlar herkes çocuğu görür ve birşeyler söyler. Çocuk kendini en ufak yaştan itibaren birey gibi hisseder.

- Her yerde ama her yerde oyun köşesi vardır. En resmi makamlarda, hastanelerin her bölümünde (sadece çocukla ilgili olan yerde değil), belediyelerde, cafelerde, restoranlarda, marketlerde... Kiminde bir masa sandalyeler, kağıt ve boyalar, kiminde birkaç oyuncak. Gerçekten bunun bütçesi hiç de fazla değil ama nedense ülkemizde önemli verilmiyor. Çocuklar buna oyun alanlarının varlığına alışkın olduklarından (ve yeni oyuncak her zaman cezbedicidir) bekleme süresince sakince oynarlar, kırma dökme gibi şeyler yapmazlar, bekleme süresi bitince ikiletmezler. Çünkü heryerde zaten oyun vardır ve oyuna doymama gibi bir durum söz konusu değildir.

- Çocukların öncelikli ihtiyacının oyun olduğunun bilincindeler. Okulumuzdan bazen makaleler geliyor. Bir tanesinde şöyle diyordu. Günümüz bilgi çağında bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Bilgisayardan herşeyi öğrenebilir çocuklar. Ama sosyalleşme ve oyun ihtiyacını gidermiyor bilgisayar. Okul olarak bunu ön planda tutmaya çalışıyoruz şeklinde bir yazı. Gerçekten de çocuklar okullarda oyuna doyuyor ve sadece okul değil okul dışı aktivitelerle hem sosyalleşme hem de oyun/eğlence ihtiyacını gideriyor. Benim için ilk çocukluk çağında çocuğun oyuna doyması çok önemli. Okuldan akademik anlamda aşırı beklentim yok. Fakat kurguyu öyle güzel yapıyorlar ki çocuk öğrenmeye heves ediyor, oyunlarla öğreniyor ve hiç baskı hissetmiyor. 

- Her çocuk okul sonrası spor&sanat aktivitesi yapıyor. Hollanda'da okullar sabah başlar ve öğleden sonra 2-3 gibi biter. Bu saatten sonra neredeyse her çocuk bir aktivitededir. Her türlü spor (yüzme, tenis, futbol, hokey, jimnastik, tırmanış aklınıza ne gelirse) ve sanat (dans, müzik aleti, resim, heykel, ritm, bale...) aktiviteleri kolay ulaşılabilir mesafelerde ve her kesimden insanın bütçesine uyacak şekildedir. Çocuklar aynı anda birkaç farklı aktiviteye gider, yetişkin olana dek bir çok şey dener, böylece kendisi için en uygun şeyi bulabilir. Bunların kişiliğine kattığı katkılar bir yana, çocuk gerçekten çok eğlenir ve tatmin olur.

- Bol bol oyun randevusu yapılır. Bazı günler okuldan çıkınca arkadaşlar birbirlerine gider ve oynarlar. Bu durumda aileler de kaynaşır veya sırayla çocuklara baktıkları için işlerini yaparlar.

-Otobüslerde çocukların tek başına koltukta oturma hakkı vardır ve hatta öncelik onlardadır. Çünkü hareket halindeki araç çocuklar için tehlikelidir.

- Her yerde ama her yerde park vardır. Her çocuğun biraz yürüyerek erişeceği bir park mutlaka mevcuttur. Hollanda'ya gelirseniz bu parkların çoğunun hiç bir anlam ifade etmeyen yapı ve metaryellerden oluştuğunu görürsünüz. Bazen bir kaç kütükten ibarettir. Fakat çocuklar buralarda bile çok güzel oynarlar. Bu parkların neden böyle olduğu hakkında çok güzel bir yazı okumuştum burada.

- Mahalle parklarından başka çocuklar için eğlence merkezleri çok fazladır. Fakat kastettiğim pilli jetonlu oyuncaklar değil. Hava çoğunlukla kapalı olduğu için kapalı olan merkezlerde çocuk sabahtan akşama kadar tırmanır, trombolin zıplar, tünellerden dolaşır, kayar oynar. Bu gibi yerlerin çocuk başı fiyatı ortalama 7-8 eu dur. Veliler sadece 1-2eu öder giriş için. Ve burada tüm gün kalabilirler. İstanbulda bir keresinde gittiğimiz bir eğlence merkezinde (ve evet hepsi jetonla giriliyordu) bir karta doldurduğumuz 50tl yarım saatte bitmişti ve ben şok olmuştum.

- Çocuklar için her haftasonu bir aktivite bulmak, bunlara maddi ve mesafe olarak ulaşmak mümkündür. Çok ilginç şeyler olabiliyor. Mesela bir arkadaşımın kızı katılmıştı çok hoşuma gitti, örnek olarak yazayım. Bir uzman eşliğinde çocuklar ormanda dolaşıp bitkileri tanıyorlar ve yenilebilir olanları öğrenip örnekler topluyorlar. Sonra bunları ezip doğrayıp bir baharat karışımı hazırlıyorlar ve tereyağına karıştırıp ekmeğe sürüp yiyiyorlar. Düşününce aslında böyle bir aktivitenin organizatör açısından maliyeti neredeyse sıfır. Fakat çok da eğitici olduğu bir gerçek. Bunun gibi aktiviteler için etkinlik takvimleri, aplikasyonlar var ve her hafta birçok farklı aktivite bulmak mümkün.

- Doğaya ulaşmak daha kolay. Çoğu çocuk yürüme mesafesinde ağaçlara kırlara ulaşır. Kendi çocuklarım için söyleyebilirim ki doğada hiç bir oyuncak ihtiyacı duymadan zaman geçirmek hep öncelikli tercihleri oluyor.

- Her semtte çocuklar için ücretsiz hayvan çiftlikleri var. Çocukların hayvanlarla etkileşmesine çok önem veriliyor. Keçilerle koşturmak, tavuk ve ördekleri kovalamak, tavşanları sevmek, hayvanları beslemek... Bizim çiftlikte bir tek eşek, at ve inek serbest değil çitin gerisinden sevilebiliyor ama bu da tamamen önlem amaçlı, iri hayvanlar çocuklara zarar vermesin diye.

- İkili ilişkilerde mesafeli oldukları için, çocuklara izinsiz dokunma, mıncırma, şap diye öpme gibi ülkemizde çok yaygın yapılan (aslında asla yapılmaması gereken) davranışlara maruz kalmıyor çocuklar.

Daha çok ayrıntı var ama en genel bulduklarımı yazdım. Bunlar çoğunlukla tüm avrupa ülkelerinde üç aşağı beş yukarı benzer şekildedir. Birkaç yıl önce ama Türkiyede ilişkiler daha sıcak, insanlar daha samimi diye düşünsem de, bu sıcakkanlılığın sevgi göstermenin tek yolu olmadığını, çocukla ilgilenip, tam dikkatini vererek, yetişkin bir birey kadar değer verip, konuşmasını kesmeden sakince dinleyerek... de sevginin gösterildiğine yakınen şahit oldum.

Bütün bunları niye yazdım? Son birkaç günde bu ülkeden gitmeliyim kaygısı yaşayan insanların arttığını ama çocuklar açısından iyi olur mu olmaz mı kaygısını da beraberinde taşıdıklarını gördüm. Böyle düşünenlere belki biraz fikir verebilmişimdir.

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Oğlumcum


Geçen gün kızımı yazmıştım, şimdi de oğluma dair notlar yazmak istiyorum. Şu an meme emerek uyuyor ve öyle tatlı ki, sevgisi içimden dolup taşıyor.

Gerçekten her ikisinde de farkediyorum, duygusal olarak tatmin olmuş, bedensel ihtiyaçları dengeli şekilde karşılanmış çocuklar, uyumlu, huzurlu çocuklar oluyorlar. Bu sabah oğlum için yine böyle hissettim. Hafta içi her sabah yaptığımız bir rutinimiz var. Çoğu onun kontrolünde ama buna rağmen bana zaman ayırıyor. Bu konuyu ayrıca yazmak istiyorum aslında; çocuklar sandığımızdan daha bilinçli, çoğu zaman kontrol bizdeymiş gibi zannetsek de aslında onlarda.

Neyse sabah yedide uyandık hep beraber. Aslında bu gece yaşadığımız bir ilki de yeri gelmişken not edeyim. Beşiği bizim yatağa bitişik şekilde yanyana uyuyoruz. Gece bir ağlama sesine uyandım. Yatağa bakıyorum yok, yanına altına etrafına bakıyorum yok. Kocamı uyandırdım aramaya başladık, meğer ablasının odasına gitmiş orada bulduk. Artık ne yapıyordu bilmem kalbim yerinden çıktı. İyi ki merdivenlerin kapısı kapalıydı (asla açık bırakmam ama olur ya). Fakat yanımdan inerken nasıl oldu da hissetmedim şaşkınım. Nerde kalmıştık sabah uyanınca ablayla oyun ve kahvaltı faslının ardından, ablasını okula bırakmak için hazırlandık. Giderken acele ettiğimiz için bebek arabasında oturuyor ama dönüşte illa ki yürüyor. Okuldan çıkınca bir rutinimiz var, izlediğimiz bir güzergah ve yaptıklarımız asla değişmiyor. Kesinlikle bebek arabasına oturmuyor, elini kolunu sallaya sallaya okul bahçesinin arka kapısından çıkıyor. Buradan çıkıp çiftliğe giden yolu çok iyi biliyor ve çiftliğe doğru gidiyoruz. Yolda kuş seslerini dinliyoruz, bazı çiçeklere taşlara dokunuyor. Çiftliğe gidince dışardan (ilk başlarda girmek istiyordu ama saat erken açık değil henüz) hayvanlara bakıyoruz. Birkaç farklı horoz sesi var onları dinliyoruz. Kapısını açmaya çalışıyor ama hayır kapalı vazgeçip yoluna devam ediyor. İkinci durağımız gölün kenarında taş atmak. İlk günlerde onlarca taş atıyordu ama artık öğrendi ve sıkıldı, üç beş tane atıp yola devam ediyor. Bütün bu işlerde herşeyi o yönlendiriyor. Gölden sonra ormandan çıkıyoruz ve geri dönüşüm çöplerinin olduğu alana varıyoruz. Bazı sabahlar bebek arabasına yüklemişimdir, bu sabah yoktu. Yok dedim yola devam ettik, varsa atıyoruz beraber. Burası okulun ve etrafındaki birkaç binanın otoparkı. Otoparkı bir uçtan bir uca yürüyüp havuzun kapısına geliyor. Açık ise içeri dalıp (bazen havalansın diye açık oluyor) havuz malzemelerinin satıldığı otomatın düğmelerine basıyor. Ordan çıktıktan sonra yürümeye devam. Bisiklet dayanan çubuklarda sallanıyor, esniyor sonra yola varıyoruz. Yolun bazı noktalarında tekerlekli araçlar için kaldırım alçak oluyor ya, o noktalardan birkaç kez karşıdan karşıya gidip geliyoruz. Bu süreç biraz gergin benim için. Arabalara dikkat etmesi lazım, fakat her geçen gün daha iyiye gidiyor ve neyse ki çok araba geçen bir yol değil.

Bu yolun sonunda bizim eve kadar uzanan kanal var. Yine evden arabanın altına attığım bayat ekmekleri veriyoruz ördeklere. Onlara veda edip karşıya geçiyoruz (yine birkaç kere) yolun kenarına ekilmiş güllleri kah koparıp kah dokunup kah koklayarak, varsa arı ve uğur böceklerine bakarak, sokağımızın sonundaki parka varıyoruz. Bir kez kaydıraktan kayıp diğer evlerin bahçe duvarlarından yürüyüp çitlerinden falan atlayıp eve varıyoruz.

Gelince bir süre beni istemez, kendi kendine oynar. Bu arada ben de mutfağı, masayı temizlerim. Bazen de bu sabah olduğu gibi lavaboyu fırçalar. Bunun için illa ki önlüğünü takmak ister ve sandalyeyi çekmemi söyler. O oynarken işimi bitiririm. Sonra süpürgeyi çalıştırırım. Beraber süpürürüz genelde ama bu sabah oyun oynamamızı istedi. Sevdiği kitabının taşıtlar sayfasını açmamı istiyor ve onları sormamı istiyor. Ben sorduğumda tek tek gösteriyor ama bazen bilinçli olarak şaşırıyor ve ben de değişik sesler çıkarıyorum ve gıdıklıyorum. Kıkır kıkır gülüyor. Bu sabah ayrıca kutulardan kule pastası yapıp devirdiğimiz oyunu oynamak istedi. Happy birthday to you şarkısını söylerken etrafında dönüyor (ablasından öğrendi) ve şarkı bitince deviriyor kuleyi. Bu oyunun adı onun dilinde guuguu (to you demeye çalıyor). Oyuna doyduktan sonra esnedi ve yukarı çıkıp uyumak istedi. Meme isteyip bana sarıldı ve kısa sürede uyudu. 

Şimdi öğle yemeklerini hazırlayacağım ve geri kalan işlerimi tamamlayacağım. Onlar da yetişecek biliyorum çünkü çocukların ihtiyaçlarını giderince ve acele etmeyip, nasıl yetişecek derdine düşmeyince herşey yoluna giriyor.

İyi haftalar..,





9 Temmuz 2016 Cumartesi

Doğa Günlüğüm #4

Instagram galerime kaldığım yerden devam ediyorum. Günümüze yetiştiğimde, bu yazıları haftalık olarak koyacağım. 

Böğürtlen🌱 Bir böğürtlen çalılığını gördüğünüzde tanır mısınız? Yapraklarına ve dikenli saplarına dikkat kesilin. Güle çok benziyor, nitekim aynı familyadanmış. Şimdi çiçeklenme zamanı. Çiçekleri uçuk pembe kiraz ağacı çiçekleri gibi. Çiçekler sonra meyveye dönüşecek ve eğer böceklerden bize kalırsa tadına bakacağız :)🌱 ingilizce adı: blackberry 🌱 latince adı: rubus🌱🌱 Vikipedia bilgisi:
Böğürtlen, gülgiller (Rosaceae) familyasının Rubus cinsini oluşturan familyasından insan sağlığında önemli rolleri olan organik asitler, mineraller ve vitaminler bakımından çok zengin bir bitki türlerini ortak adı.

Böğürtlenlerde çiçeklenme genellikle Mayıs ayında başlayıp Ağustos ayına kadar devam etmektedir. Bu nedenle bitki üzerinde değişik olgunlaşma devrelerinde olan meyve salkımları birbirini izler.#doga #dogagunlugum #blackberry #böğürtlen #yenilebilirbitkiler #wild #berry

*******

Ebegümeci🌱 Babannemin bahçesindeki en değerli çiçekti ebegümeci. Koparmamıza kızardı, çay yapmak için solmaya yüz tutmuş çiçeklerini her gün toplayıp biriktirdi. Kendiliğinden her yerde bitiveren bu çiçeğin faydaları saymakla bitmiyor.🌱🌱 ingilizce adları:cheeses, high mallow, tall mallow🌱 latince adı: Malva sylvestris🌱 familyası: malva🌱🌱🌱 Vikipedia bilgisi:Büyük ebegümeci (Malva sylvestris), ebegümecigiller familyasından bir bitki türü.

Yayılan bir bitkidir. Kuzey Afrika'da bir yıllık, Akdeniz'de farklı olarak çok yıllık 1 m yüksekliğindedir. Büyük ebegümeci ilk çiçek başladığında görünüş olarak hoştur fakat; yaz mevsimi sonlarına doğru yapraklarını kaybetmeye başlar, rengi koyu yeşil renk alır ve sapları yırtık pırtık bir görünüm kazanır.Göğsü yumuşatır, cildi nemlendirir,ateşi düşürür, boğaz ve bademcik iltihaplarına iyi gelir ve bunun dışında sağlığa çok fazla faydası vardır. #malva #ebegümeci #doğa #bitki #nature #doğagünlüğüm #çiçek #morçiçek #kırçiçeği #wildflower

******

Evet binlerce takipçisi yok bu hesabın, muhtemelen paylaşımının somut bir getirisi olmayacak. Fakat diyorsan ki doğa severlere bir katkım olsun, iyi bildiğin çiçek, bitki, ağaç, hayvan, böcek varsa bizimle paylaş. Doğa severler çoğalsın, doğayı bilenler artsın. 🌱🌱🌱🌱 İster dm at, ister etiketle ister gönderinin altına bizi ekle @dogagunlugum yazdığında haberimiz olacak ve burada yeniden paylaşılacak.

Instagram hesabı olmayanlar blogumdan, email ile veya facebook ile paylaşımda bulunabilir.

*****

Sedef çiçeği 🌱 Geçenlerde yürürken bir bahçeden taşmış bu çiçekleri görünce ne olduğunu anlamadım tabi ki. Fakat tevafuk bu ya, takip ettiğim ig hesaplarından birinde ( @evrenhindiba )görünce sayesinde öğrendim. Çok eskiden kurutulmuş hallerini görüp hayran olmuştum ve kuru haliyle adını biliyordum. Böyle yeşil halde ise hiç görmemiştim. 🌱🌱🌱 ingilizce adı: annual honesty 🌱 latince adı : lunaria annua #sedefçiçeği #lunariaannua #honesty #çiçek #doğa #nature #sadakatçiçeği #doğagünlüğüm #flower

******
Sedef çiçeği🌱 bir önceki fotoğrafta yeşil hali görülen çiçeğin, tohumu, kuruduğundaki görünümü ve nasıl çiçek açtığı görülüyor. 🌱🌱🌱İnternette bu çiçek hakkında bulduğum bilgi ise şöyle: 🌱🌱
lunaria annua
HONESTY

SADAKAT ÇİÇEĞİ
SEDEF ÇİÇEĞİ

Beyaz, mor ve leylak geçişli renklerde çiçeklenir. Kuruyan tohum keseleri ve dalları dekoratif amaçlı kullanılmaktadır. Çiçeklenme döneminde kesme çiçek olabilir.

Sadakat bitkisi olarak ta bilinen Lunaria, Sedef Çiçeği adını yaz sonunda dallarını süsleyen yarı şeffaf tohum keselerinin, güneş altında sedef gibi parlayan renginden alır.

Baharla birlikte gösterişli beyaz ve mor çiçekler açan bitki, bu dönemde kesme vazo çiçeği olarak da kullanılabilir. Bitki tohuma bırakıldığında ise fotoğraflarda gördüğünüz mucizesini gerçekleştirerek, saydama yakın, sedefi andıran tohum keseleri üretir.

Başta yeşil olan keseler; yaz sıcaklarında kuruyacak ve uzun yıllar vazolarınızı süsleyip, dekorasyonunuzu tamamlayacak, uzun dalları, ne şeklinden ne de renginden hiçbir şey yitirmeden süsleyecektir.

Sedef çiçeği, kendi döktüğü tohumlardan her yıl sürer. Yarı dayanıklı bitki, gölgelik nemli toprak bitkisidir. #doğa #doğagünlüğüm #nature #çiçek #flower #sedefçiçeği #lunariaannua #honesty #morçiçek

****
Sardunya🌱 Küçükken diğer çiçeklerin kokusunu onun yanında daha iyi bulduğumdan pek sevmediğim ama büyüdüğümde babamın neden bu kadar çok sevdiğini anladığım çiçektir kendisi. 200 kadar çeşidi bulunuyormuş, her renkte ve irili ufaklı, katmerli katmersiz çeşitleri var.🌱 ingilizce adı: scanted leaved 🌱 latince adı: pelargonium domesticum🌱 vikipedia bilgisi:

Saksı içine ekilmiş sardunya
Sardunya (Scanted Leaved), turnagagasıgiller familyasındandır. Anayurdu Güney Afrika olan çok yıllık bitkidir. Akdeniz ülkelerinde o kadar çok yetiştirilir ki, Akdeniz'le özdeşleştirilmiştir. Kışa dayanıklıdır. Pembe, sarı beyaz ve kırmızı tonlarında çiçekleri vardır. Eşeysiz üreyebilir ve ekilen küçük bir parçadan büyüyebilir (Vejetatif üreme). Genel, sakız sardunyası, ceylan ve ıtır gibi türleri vardır. Sıcağı sever ve çok çiçek açması için bol güneş görmelidir. Gelişmesi için neme lüzum yoktur.Ayrıca bu çicek kızıl toprakta daha hızlı büyüyebilir.

#doğa #nature #doğagünlüğüm #sardunya #scantedleaved #pembeçiçek #flower #potflowers

****
Melek otu 🌱🌱 Kırları gelin gibi beyaza bürüyen bu çiçeğin doğru adını bulmakta çok zorlandım. Zira daha önce yazdığım #yabanihavuç ve henüz yazmadığım #tavşancılotu ile çiçekleri çok benziyor. Yapraklar farklı ancak tek bir türün de kendi içinde çok alt türü var. Dolayısıyla emin olmak zor. Muhtemelen en yaygın türlerden biri fotoğraftaki, bu yüzden yapraklarına dikkat edin.  #tavşancılotu ise cildi tahriş ediyormuş aman dikkat🌱🌱🌱Melek otunun kökleri birçok derde şifa imiş, ayrıntıları internette bulabilirsiniz🌱🌱🌱 ingilizce adı: angelica 🌱 latince adı: angelica 🌱 Botanik Bilgi : Maydanozgiller familyasından, iki-dört yıllık boyu 3 m bulabilen  bir bitkidir. Gövdesi yuvarlak boru şeklinde, içi boş, dışı kahverengimsi renkte ve yukarılara doğru az çatallıdır. Yaprakları, yan yapraklarının kenarları dişli, uca doğru sivri, bazen oval bazen de üç lopludur. Çiçekleri gövde ve yan dallar üzerinde, şemsiye şeklinde ve sarımsı yeşil veya açık yeşil renktedir. Meyveleri, kenarında mantarımsı çıkıntı vardır ve bu sayede suya batmadan yüzebilir. Kökleri, sünger şeklindeki ve yan kökler adeta saç örgüsünü andırır şekilde ve kahverengimsi kırmızı renktedir. #doğagünlüğüm #doğa #nature #flower #çiçek #wildflower #angelica #melekotu #dantelçiçeği #kırçiçeği

****

Tavşancıl otu🌱 60 kadar alt türü bulunan bu otun ( #heracleum ) daha çok Avrupa ve Kuzey Amerikada görülen #heracleummantegazzianum cinsi toksik özelliğe sahipmiş. Yapraklarına dokunulduğunda bir çeşit kimyasal yanığa sebep oluyormuş, aman dikkat. Türkiye'de daha çok yaygın olan iran kökenli #heracleumpersicum un böyle bir etkisi yokmuş. 🌱🌱 latince adı: heracleum 🌱 ingilizce adı: hogweed /cow parsnip. #doğa #doğagünlüğüm #nature #tavşancılotu #kırçiçekleri #wildflower #forestflower #bitki #çiçek #zehirlibitki


8 Temmuz 2016 Cuma

Amerikalı


Helocum 23 Mart'ta 4 yaşını doldurmuş 24 Mart'ta okula başlamıştı. İlk birkaç gün alışması için erken alıyorduk okuldan. Hemen yanındaki sınıfta, bir başka baba da aynı saatte kızını alıyordu. Aletta, Dila ile aynı gün doğmuş, aynı gün aynı okula başlamış bir çocuktu.

Kader ilerde karşılarına daha ne güzellikler çıkarır bilmem ama bu güne kadarkiler pek hoştu. Okuldan sonra neredeyse tüm çocuklar dağılıyor ama kızım oynamak istiyordu. Aletta ile bahçedeki kaydıraklarda tanıştılar. Her gun okul çıkışında kaydırakta buluştular ve dost oldular. O günden beri her gün en az bir saat (bazen iki) bahçede oynuyorlar ve sınıf arkadaşından daha yakınlar birbirine. 

İkisi de yüzme kursuna gidiyor ama aynı gün değil, onlar bizi bekliyor biz onları. Beraber çiftliğe gidiyoruz. Kurabiyelerini, sakızlarını, ekmeklerini her şeylerini paylaşıyorlar. Dila kendine birşey alacakken Aletta'ya da alalım diyor, evde onun için hediyeler hazırlıyor...

Fotoğrafta görüldüğü gibi Aletta'nın babası geliyor okuldan almaya, ikisi de bebek arabasının altına oturuyorlar. Evlerimiz aynı istikamette çok uzak değil ama onlar genelde arabayla geliyorlar, otoparkta ayrılıyoruz. Babasıyla da arkadaş olduk denebilir. Bu ailede baba çalışmıyor, anne üniversitede çalışıyormuş. Aletta'ya ve tanıştığımızda 5 aylık olan (şimdi 8 aylık) kız kardeşine o bakıyor. Anne ile baba rolleri değişmiş. Gerçekten çok da iyi bakıyor.

Benim için Aletta ile arkadaşlık kurması ayrıca rahat oluyor çünkü ben de onunla anlaşabiliyorum. Diğer arkadaşları benimle konuştuklarında bön bön bakıyorum yüzlerine. Aletta ile ingilizce konuşuyoruz. Hatta bazen Dila da ingilizce konuşuyor. Fakat genelde aralarında Hollandaca konuşuyorlar.

Umarım dostlukları böyle güzel güzel devam eder. Biraz daha büyüdüklerinde beraber okula gidip gelirler. Kim bilir...

6 Temmuz 2016 Çarşamba

Doğa Günlüğüm #3

Yakın zamanda ardarda bu yazıları paylaşıyorum ama birikmiş çok fotoğraf var ve hala güncel zamana yetişemedik.

******

Kozmos çiçeği 🌱🌱 Başka bir çiçeği ararken buna rastlayınca eklemeden geçemedim. Geçen yıl bahçeye ektiğim kır çiçekleri arasında kozmos da vardı. Bu yıl henüz daha çıkmadı. 🌱Latince adı: Cosmos caudatus🌱 ingilizce adı: #cosmos
🌱🌱 (not:fotoğraflar alıntıdır)🌱 Vikipedia bilgisi:
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu Meksika'dır. Dalya yıldızçiçeğinin yakın akrabası olan kozmos çiçekleri, türlerine göre bir ya da çok yıllık otsu bitkilerdir. 120 cm'ye kadar boylanabilen kozmos çiçekleri, en hızlı büyüyen bitkilerdendir. İnce uzunca olan yapraklan, yakından tanıdığımız dereotunun yapraklarına benzer. İnce yapılı telsi saplarının ucunda yaz mevsiminden sonbaharın ilk donlarına kadar açan gösterişli çiçekleri 5-10 cm. kadar genişlikte olup kırmızı, pembe, beyaz, mavi ve turuncu renklerde yalınkat veya katmerlidir. Bileşik çiçek niteliğindeki bu çiçek tablasının ortasındaki tüpsü çiçekleri sarı, kırmızı ya da pembe renkli; tüpsü çiçeklerin çevresindeki dilsi çiçekleri yukarıda saydığımız renklerde ve kuştüyüne benzer dokuda olur. kozmos çiçekleri, dikildiği bahçelerdeki çiçek tarhlarına ve bordürlere pek yakışan güzel çiçeklerdir.
#wildflowers #flowers #doğagünlüğüm #doğa #nature #çiçek #yabaniçiçek #kırçiçeği

*********


Arşivimde olduğunu hatırladım. Bu da benim #cosmos çiçeğim. #cosmos #kozmos #kırçiçeği #yabaniçiçek #çiçek #nature #doğa #flower

*****

Açelya 🌱🌱 ingilizce adı: azalea.🌱🌱 Anavatanı Kuzey Amerika ile Asya'nın tepelik bölgeleri olan bu bitkilerin çoğu ormanlarda, kayalık akarsu kıyılarında, bataklık ve gölge yerlerde yetişir. Bahar ya da yaz aylarında pembe, altın sarısı, ateş kırmızısı ve portakal renginin bütün tonlarında ya da beyaz renkte çiçekler açan küçük çalılık bitkilerdir. Açelyalar ormangülleri gibi, çürümüş bitki artıklarınca zengin, humuslu toprakları severler. #açelya #azalea #doğagünlüğüm #nature #doğa #çalıçiçeği #flower #pink #pembeçiçek

******

Müge / inci çiçeği🌱 ingilizce adı: Lily of the valley 🌱 latince adı: convalleria majelis. 🌱🌱 Evimin yakınında yürüyüş yaptığım minik bir orman var. İlkbaharda ilk bu çiçekler boy göstermeye başlamıştı orada. Çok merak ediyordum ama hiç koklamadım. Meğer parfümeride çok kullanılırmış, belki de koklasam tanıdık gelirdi. Bir sonraki baharda mutlaka koklamalıyım. 60 -70li yıllarda çok favoriymiş. Neredeyse bütün gelinlerin el çiçeği olmuş fakat şimdi seyrek bulunuyormuş. En iyisi buradan (hollandada yaşıyorum) Türkiye'ye götürme yollarını arayayım.
🌱🌱
Ormanda hep ağaçların altında yayılmıştı, gölge yerleri ve yaprak humusunu severmiş. Bol su istermiş ve çok kolay yayıldığı için bahçede sınırlandırılmış bölgeye ekilmesi tavsiye ediliyor. Yoksa diğer çiçeklere fırsat vermezmiş ☺ not: fotoğrafını çekmiştim ama telefon arşivimden silmişim, bu internetten alıntıdır #müge #inciçiçeği #lilyofthevalley #flower #whiteflower

*******

Pisi pisi otu 🌱 ingilizce adı: wall barley/ false barley 🌱 latince adı:Hordeum murinum🌱🌱 Çocukken pisi pisi otuyla oynamayan, şakalaşmayan var mıdır acaba ☺️ fotoğraf bana aittir.🌱 Vikipedi bilgisi:Latince adı Hordeum Murinum olan Pisipisi otları ilkbahardan sonbahara kadar yetişen ve köpekler için büyük tehlike oluşturan bir bitkidir. Yabani olarak yetişir ve etrafında bulunan çengelimsi tüyler sayesinde rahat bir şekilde hayvanlara yapışabilmektedirler. Canlının vücudu hareket ettikçe pisipisi otu da yapısı gereği daima ileri hareket eder. Bu ot, özellikle köpeklerin kulak, burun, parmak araları, göz, boğaz, dil gibi birçok organına ciddi zararlar verebilmektedir. #pisipisiotu #doğagünlüğüm #wallbarley #falsebarley #ot #kırçiçeği #ladybug #uğurböceği #doğa #nature

*****

Ayı sarımsağı/ yabani sarımsak 🌱 ingilizce adı: wild garlic/ ramsons/ buckrams/bear's garlic/ wood garlic🌱 latince adı: allium ursinum 🌱🌱 Etrafınıza dikkatli bakın, bu çiçeğin yapraklarını salataya katın😀 🌱🌱🌱🌱 Genel bilgi: Orman sarımsağı, yabani sarımsak gibi adlarla da anılan ayısarımsağı, genel anlamda, kültür sarımsağının özelliklerinin çoğuna sahiptir. 40 cm kadar yükselen bitki gölgeli ve nemli bölgelerde, çalılıklarda ve orman alanlarında yetişir. Ülkemizde Doğu Karadeniz Bölgesinde yaygınlıkla görülür. Sapının ucunda beyaz bir topu andıran çiçeği vardır ve kokusu güçlüdür. Yapraklarda kan temizleyici özellik taşır, tentür biçiminde ayı sarımsağı unutkanlığa ve bronşite karşı başarıyla kullanılabilir. Yüksek kan basıncı, damar sertliği ve şişkinlik de başta gelen kullanım alanlarıdır.

Toplama: Dikkat, zehirli acıçiğdemle karıştırılmamalıdır! Nisan ve mayıs aylarında toplanan yapraklar yalnızca tazeyken kullanılmalıdır, kuruduğunda iyileştirici gücünü yitirir. Ayısarımsağı soğanı ise sonbaharda sökülür. 🌱 Not: fotoğraf alıntıdır.
#ayısarımsağı #yabanisarımsak #woodgarlic #wildgarlic #nature #doğa #doğagünlüğüm

*******

Kedi tırnağı/ipek çiçeği🌱🌱 Çok eskiden insanlar daha çok müstakil evlerde oturken, bahçeleri olmasa bile yağ tenekelerine, yoğurt kovalarına çiçek eker, pencerelerin önüne sıra sıra dizerdi. İşte bu çiçeklerden biri olan kedi tırnağı bana hep çocukluğumu hatırlatır. Her renkte katmerli/ katmersiz çiçeklisi mevcuttur. Yaprakları ise aynı kedi tırnağına benzer. 🌱🌱 Latince adı: portulaca, ingilizce adı : Purslane🌱🌱 Vikipedi bilgisi: Portulaca, kültürü de yetiştirilmiş, ekşimsi tadı olan bir bitkidir. Yabanileri daha küçük yarmudi yapraklı, kültür olanı daha büyük daha açık yeşil ve yuvarlak yapraklıdır.

Yemekte saplar da kullanılırken, salata ve yoğurtlu karışımlarda yapraklar ile çok taze ve ince olan saplar kullanılır. 
Not: fotoğraf pinteresten alınmıştır

#portulaca #keditırnağı #çiçek #flower #yazçiçekleri #doğagünlüğüm #doğa #nature

******

Lavanta 🌱 Bir çok türü var ama fotoğraftaki ingiliz lavantası (lavandula angustifolia)türüymüş. 🌱ingilizce adı: lavander 🌱 latince adı: lavandula🌱

Vikipedia bilgisi:Kurutularak dolaplara konan çiçekleri giysileri böceklerden korur. Yaklaşık 500 metrede yetişen İngiliz lavantası (Lavandula angustifolia) türünden boyacılıkta kullanılan esans elde edilir. Batı Anadolunun maki bölgelerinde yetişen karabaş otu (Lavandula stoechas) çiçeklerinden ağrı kesici, balgam söktürücü olarak yararlanılır. #lavanta #ingilizlavantası #lavander #lavandula #doğa #nature #doğagünlüğüm

5 Temmuz 2016 Salı

Bayram Gelmiş Neyime

Bayram Gelmiş Neyime
Çalakalem yazasım var blogcum. Her zaman önce kafamda planlarım yazıları, bu sefer yok, aklıma eseni yazacağım...

Bayram öncesi malum kara haberlerden içimiz yandı herkes gibi. Öyle bir korku yerleşti ki yüreğime, özlemle beklediğim uçuşumuzu iptal etmeyi bile düşündüm. Fakat tabi ki ne zaman ne olacağı belrsizken, üstelik de kızım her sabah uyandığında anne kaç gün kaldı diye soruyorken iptal edemedim. Artık dualarla, inşallahlarla vuracağız kendimizi yollara.

Bugün itibariyle gidişimize 10 gün kaldı. Gitmeden önce yapacağım çok iş var hala. Tam üç hafta önce eve bazı yeni eşyalar aldık ikeadan. Güya ordan almayacaktım yine öyle oldu. Sadece gardrop alacakken nasılsa nakliye ücreti ödedik diye tv ünitesi ve koltuk da aldık. İyi hoş da montajının ne kadar uzun sürdüğünü (iki çocukla), evde eski eşyalar varken yenilerinin de gelmesinin nasıl sıkışıklık yarattığını tahmin edersiniz. Hala düzenleme bitmedi. Eski koltukları sattık biraz yer açıldı ama odanın bir köşesi yığınla oyuncak. Onlar yerleşecek, daha doğrusu ayıklanacak ve nereye konulacağı düşünülecek, sonra da yer ayarlanıp konulacak. Valla gözümde en çok büyüyen iş bu. Yatak odasının gardrobu daha hiç monte edilmedi. Onu gitmeden bitirmeyi arzu ediyordum ama galiba yetişmeyecek. Zira gardrop kurulsa bile onun yerleşiminde de bir ayıklama işi var.

Çocuklarla günlük rutinlerimiz öyle yoğun ki bu işlere zaman ayıramıyorum. Hafta sonları da canım gezmek istiyor, hep evde olmaktan her gün aynı şeyleri yapmaktan sıkılıyorum ben de.

Bu günlerde maşallah kızım ve oğlum çok güzel oynuyorlar, beraber eğleniyorlar ve onları gördükçe nasıl mutlu oluyorum anlatamam. Zaten çocukların günlük neşeleri olmasa herhalde bu hayat çok daha zor olurdu benim için. Onların varlığı ne koyvermene imkan veriyor ne de kendini salmana. Sabah kalkar kalkmaz o gün dışarı çıktığımda ne giyeceksem onu giyiyor ve tüm gün evde öyle duruyorum. Zira günde en az iki kez (okula bırak okuldan al) ve en az bir bazen iki ekstra posta dışarı çıkıyorum. O kadar çok giyinip soyunmaya vaktim yok. Genelde rahat kıyafetler giyiyorum ama yine de eski halime göre daha derli topluyum. Hep çocukların vesilesi bunlar.

Eşim spordan geldi, yazmaya ara verdim ve kesilince tıkandım kaldım. Aklıma başka birşey gelmiyor şimdilik. Zaten göz kapaklarım da direniyor. Daha fazla açık tutamayacağım.

Herkesin bayramını gönülden kutluyorum..,